c

   

Ana Sayfa - Kelkit Platformunun İlk Toplantısından Notlar

   

Kelkit Platformu İlk Genel Kurul Toplantısı
14 Mayıs 2003 Çarşamba – 26 Haziran Atatürk Kültür Merkezi Toplantı Salonu - Tokat

-Sabah Oturumu-

Prof. Dr. Metin Sözen -Açılış konuşmasından-

“Umutsuzlar bizi, düş kırıklığına düşürmesin...”

“Bu çok özel coğrafyada ve bu salonda, önce ülkeye, sonra dünyaya farklı bir yaklaşım sergilenecek. Yıllarca süren toplantılarda unutulan dayanışma duygusu farklı başlıklar altında tartışıldı. Mekanların tarihe geçecek izleri vardır, bu salon bu izi taşıyacak. Burada varlık nedenlerini ortaklaşa paylaşan Kelkit vadisinin farklı insanları, bir araya geldi. Toplumumuz yanlışlar yaparak, doğruları buluyor. Dileriz, çok büyük yanlışlıklar olmadan Kelkit Platformu söz verenin sözünde durduğu, sorumluluğun başkasından beklenmediği bir yer olacaktır.  Biz ne kadar diri ve güçlüysek yarın başka türlü olacaktır. Çok sözler verildi, önlenemez gündem oluşturuldu. Umutsuzlar bizi, düş kırıklığına düşürmesin. Sorun, bütçe sorunu değil, akıl ve aklın sürekliliği sorunudur. Özveri, öğünme sebebi değildir, doğal varlığın  parçası olmalıdır. Yoksa nasıl yurttaş oluruz? Bildiğimiz doğrular varken, farklı bir örgütlenmeye doğru götürmekteyiz, çünkü dünü ve bugünü sürekli kılmazsak, bilinen örgütlenmeleri de tek başına ayakta tutamayız.  Dün tek başına ayakta durabilen kuruluşlar bugün ayakta duramaz hale geldiler. Üniversiteler bütün varlıkları ile burada olmak zorunda, yerel yöneticiler birlikte olmaya karar verdi bu vadide. Eşit şekilde ve yürekleriyle birlikte olmaya karar verdiler.

“Vatan hainliği sadece vatana yapılmaz!..”

Katılmayanın pay almaya hakkı yoktur. Vatan hainliği sadece vatana yapılmaz. Katılmadan pay almaya çalışmak da vatan hainliğidir. halka bakarak bir arada olmalı. Buradaki insanlar, yerelliği, ulusal ve evrensele taşımaya karar verdiler. Salt köylü, salt yönetici olmaz, herkes eşit şekilde orada olmalı. Ortak paydada buluşmak zorundayız. “ 


Prof. Dr. Engin Demir
Gazi Osman Paşa Üniversitesi Rektör Yardımcısı

“Üniversitemiz, Kelkit Platformu’na yardım etmeye hazırdır.”

“Kelkit oluşumu halka ait önemli bir oluşumdur. Bizim de Üniversite olarak bu oluşuma aşağıdaki konularda katkımız olacaktır:

Havzanın mevcut envanteri konusunda bilgilendirilmesi,
Su ve Toprak kirliliğin önlenmesi
Eğitim ve Sosyal konularda
Tarımsal konularda,

Üniversitemiz, Kelkit Platformu’na yardım etmeye hazırdır.”


Prof. Dr. Ferit Koçoğlu
Cumhuriyet Üniversitesi Rektörü

“Bizim fonlarımız da devreye girer”

“Anadolu bir hazinedir. Bu konuda iyi çalışılan bölgeleri olduğu gibi, Kelkit gibi, üzerinde iyi çalışılmamış bölgeleri de mevcuttur. Havzanın ekonomik kalkınma boyutu ve değişik etkileşimleri söz konusudur. Üniversiteli bilim adamlarının yer almayacağı yerde başarı mümkün değildir. Üniversitelerin araştırma fonları gibi güçlü kaynakları var. Platform’un ön gördüğü çalışmalar araştırma fonları ile desteklenecek. Vadi’nin kenarında yer alan iki Yüksek Öğretim Okulu  bu konularda yardımcı olacaklar.”


Şükrü Ayana
Tokat Milletvekili

“Kelkit suyu kimin hamisi olacak?”

“Su candır, hayattır, medeniyettir. Eski medeniyetlerin su havzalarında yer aldığı gözleniyor. Burada var olan ve gelişecek medeniyetlerin hamisi Kelkit Suyu olsun, buradaki insanlar olsun. Bu hareket, bölgeye yeni can ve medeniyet katacaktır.”


Zeyd Aslan
Tokat Milletvekili

“Kelkit Vadisi’nin Erbaa’lı çocuğu...”

“Kelkit Vadisi’nin Erbaalı bir çocuğu olarak, bu gelişmeden gurur duyuyorum. 21. yy su medeniyet yüzyılı olacaktır. Kelkit suyuyla önemli yer tutmaktadır. Ben, etimle kemiğimle bu Platform’a destek vereceğim.”


Alaattin Büyükkaya
İstanbul Milletvekili

“Tokatlı’yım, bu bölge zenginliklerini değerlendirmesine göre en geri kalmış yerdir. Buraya yapılacak 1 TL’lik yatırım, 5 TL olarak geri dönecektir. Bu bakımdan ben de bu projeye destek vereceğime söz veriyorum.”


Refik Öztürk
Erzincan Valisi

“Kelkit’i kurtaracak yalnız bizleriz!”

“Bir dönem yaşadığım Tokat iline gelip, Kelkit Platformu’nu Erbaa’da tanıdım. Çalışmanın özünde, imece anlayışına yönelik işbirliğini takdir ettim. Başarılı olmamız lazım, Kelkit’i kurtaracak yalnız bizleriz. Biz şimdi birbirimize sarılacağız... Kaynaklarımızı da iyi kullanmamız lazım. Benim ilimde ilaca ve tedaviye ayrılan para kalkınmaya ayrılandan üç kat fazladır. Ellerimizdeki finansmanı tutumlu kullanmalıyız, bu bakımdan Avrupa Birliği kapılarını zorlamamıza da  gerek kalmaz. ‘Uğurlar olsun sana’ bile diyebiliriz!”


Mustafa Karatay
Giresun Valisi

Özel idarelerle belediyeler arasında birlikler...

“Son yıllarda çevreye ve eskilere sahip çıkma çalışmaları yapılmakta ama yine de çevreye ve tarihi varlıklara duyarsızlık devam etmektedir. Platform’da Giresun’un Alucra, Şebinkarahisar, Çamoluk ilçeleri var. Projeyi yürekten destekliyoruz. Pek çok çalışma yapıldı ama çevreye duyarlı olduğumuza emin değilim. Çevreye duyarlılığın arttırılması konusunda Kelkit Platformu katkı koyacaktır. Bölgede suya müdahale çoğalmış, insanları etkileyecek boyuta ulaşmış ve su kaynakları bozulmuş, ülkenin su kaynakları güçlüdür ama ülkemiz sahip olduğu kaynakları yeterince kullanamamaktadır. Oysa Kelkit doğal yapısını hala koruyabilen bir kaynaktır. Ulusal ve bölgesel ölçeklerde geliştirilecek kırsal kalkınma projeleriyle bölge zenginleştirilmelidir. Havza ölçeğinde sektörler göz önünde bulundurulmalı,  birinci derece deprem kuşağında olduğumuzdan, deprem riski gerçeği unutulmamalıdır. Gelişim projeleri bu yönde yapılmalıdır. Bölgesel gelişme farklarını ortadan kalkındıracak altyapılar yapılmalı ve bölgeler arası eşitlik sağlanmalıdır. Özel idarelerle belediyeler arasında da bir birlik kurulmalıdır.”


Basri  Güzeloğlu
Gümüşhane Valisi

Etik değerlerle kalkınma...

“Kelkit’in ışıltısının başladığı Gümüşhane’den sizleri selamlarım. Kalkınma konusunu incelerken, en önemli yanlışın, kalkınmayı kamudan bekleme olduğuna işaret etmek isterim. Kalkınmayı koruduğumuz doğal ve kültürel değerlerin ekonomik kazanımları olarak görmeliyiz. Kültür, turizm, çevre üç hedef olmalıdır. Bizim diğer bir hedefimiz çözümü olanların da katılımını sağlamaktır. Kelkit Platformu, ‘kamu kalkınması’ anlayışı yerine ‘sürdürebilir kalkınma’ anlayışını getirmesi anlamında önemlidir. Kamunun rolü, çabaları destekleyici, yol gösterici, yön gösterici yöndedir.  Aksi halde, diğer çalışmalardan farklı olmayacaktır. Kalkınmayı etik değerler altında sunmamız, ekonomik çalışmalarla birleştiremememiz yüzünden bazı çalışmalar ziyan olmuştur. Platform, Kültür, Çevre, Turizm ve Ekonomik alanlarındaki kazanımlar olarak insanlara sunulmalıdır.”


Hasan Canpolat
Sivas Valisi

‘Neyimiz yok?’ yerine ‘Neyimiz var?’

“Kelkit Çayı, Sivas’ta 50 kilometre boyunca akıyor. Kelkit Platformu faydalı çalışmalar yapacaktır. Havzadaki illerin kısa dönemli somut eylem planları hazırlanması, sorumlulukların belirlenmesi, çalışmaların bir planlama dahilinde yapılması önemlidir. Bütçesi olmayan bir platform çalışmalar yapamaz. Bu yüzden Platform yasallaştırılmalıdır. Doğru sorular sorup, doğru cevaplar almalıyız. Bu yüzden ‘Neyimiz yok’ yerine artık, ‘Neyimiz var’ı, ortaya koymak daha gerçekçi olur. ‘Adı değil, özü sivil inisiyatif’ olan Kelkit Platformu’na inancım tamdır.”


-Ara-
-Sayın Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in salona girişi-


Prof.Dr. Metin Sözen
-Cumhurbaşkanına hitaben yaptığı konuşmadan-

“Anayasayı beraber yazalım...”

“Türkiye önemli bir değişim noktasındadır. İnsanlar ortak bir akıl geliştirme isteğindedirler. Aklını yenileyen gençtir. İnsanlar, ‘karşı çıkma’nın ötesinde, sivilleşme uğraşı içindedirler. Kelkit Vadisi de aklı ve bilinci birleştirme duruşudur. Platform sivilce başlamıştır. Buluşmadan öte beraberlik olmalıdır. Zaman özveri ve katılım zamanıdır. Katılım isteyen bu çabaya valiler ve milletvekilleri katılım sözü verdiler. Kimsenin sorumluluğu ve bilinci, diğerinden bir milim fazla olmamalıdır. Bir ülkede hukuk insanların elini kolunu sarıp sarmaladığı zaman kültür var olamaz.
Sayın Cumhurbaşkanım, bizimle birlikte, her yerde olmanızı saygıylya karşılıyoruz ve her kesimin önceliğinin kültür olduğu bir anayasa istiyoruz. Bunu beraber yazalım diyoruz. Sıradan bir ulus olmamak için hukuk bilimine ve akla öncelik istiyoruz.”


Ayhan Nasuhbeyoğlu
Tokat Valisi

“Kelkit Platformu samimi bir girişimle hayata geçirilmeli...”

“Kalkınmanın toplum odaklı olması, kıt doğal kaynaklarını insanların yararına kullanmasını sağlamak gerekir. Kelkit Platformu samimi bir girişim, bir protokolle hayata geçirilmelidir.  Platform, erozyonla mücadele, mera alanlarının islahı, ormanların korunması, insan kaynaklarının değerlendirilmesi, yaşam standardının yükseltilmesi gibi konularda planlama, projelendirme ve uygulama çalışmalarını yapmalıdır. Sürdürülebilir kaynakların doğru şekilde kullanımı, organik tarım, atıksuların iyi projelerle bertarafı, kıyı yönetimi, eko-turizm, koruma ve yönetim, su ürünleri değerlendirilmesi projeleri ile noktasal kirletici kaynakların belirlenmesi gibi projelerin hayata geçirilmesi sağlanabilir. Hemşehrilik bilincinin havza boyutunda geliştirme ilkesi ile kır hayatının değerlendirilmesi, verimli arazilerin, insan kaynağının kullanılması, kırsal kalkınma projeleri, altyapı projeleri, göçün azaltılması, gelir dağılımının eşit olarak sağlanması gibi projelerin gerçekleştirilmesi için çalışmalar başlatılmalıdır. Sürecin sonunda, DPT’nin özel sektörün, üniversitelerin desteğini almak gerekmektedir.”


Binali Yıldırım
T.C. Ulaştırma Bakanı

“Ulaştırma Bakanlığı çalışmalara aktif olarak katılacaktır”

“Kelkit vadisi’ni kalkındırmak için bir araya gelenleri şükranla selamlarım. ÇEKÜL Vakfı’nın öncülüğünde başlatılan bu girişim için ÇEKÜL’e ayrıca teşekkür ediyorum. Tüm güzellikler ülkemizindir. Kelkit havzamızda yaşayan vatandaşlarımız bu Platform ile kendi sorunlarına sahip çıkmış olmaktadır.1.5 milyon havza nüfusunun da sorunları ile yaşamak yerine, çözüm üreten bir nüfus olması gerekmektedir. Ulaştırma Bakanlığı çalışmalara aktif olarak katılacaktır. Hükümetimiz de hem destek verecek, hem çalışmalara katılacaktır. Hükümet politikasında kamu, özel, sivil insiyatif birlikteliği önemlidir. Bu yüzden birlikte çözüm bulma çabalarına ilke olarak destek verilecektir. İnsan, doğa, tarih ve kültürle vardır. 1950’lerden sonra ulaşımda raylı sistem ihmal edilmiştir. Buna da önem vermek gerekir.”


Ahmet Necdet Sezer
T.C. Cumhurbaşkanı

“Yönetimin katılımcı, yenilikçi, yaratıcı, daha hızlı ve esnek bir yapıya kavuşturulması için, dünyada yaşanan yenilikleri izlemek, esnek ve katılımcı bu yapıyı yerleştirmek gerekir.”


Değerli Konuklar,

Ülkesine, Bölgesine, Kentine ve Geleceğine Sahip Çıkan Değerli Katılımcılar,

Bu önemli etkinlik için biraraya gelen sizleri saygıyla selamlıyorum.

Tarih boyunca farklı uygarlıklara yurt olan ve bu kültürel zenginliği günümüze ulaştıran Tokat'ta bulunmaktan ve yine büyük bir kültürel zenginliğin izlerini taşıyan Kelkit Havzasının korunması, geliştirilmesi konusunda böyle kapsamlı bir çalışma başlatılmasından büyük mutluluk duyuyorum.

Doğal ve kültürel mirasın korunarak sürdürülebilir kalkınmanın olanaklı kılınmasına yardımcı olan tüm etkinlikler büyük heyecan ve mutluluk yaratmaktadır.

Valiliklerden üniversitelere, yerel yönetimlerden vakıflara, gönüllü kuruluşlardan bölge halkına kadar bu projede katkısı bulunan tüm kuruluş ve bireylere teşekkür ediyorum.
Yaşamımızı etkileyen birçok olumsuz gelişmeye karşın, gönüllü kuruluşlarımızla devlet organlarının böyle önemli ve anlamlı projelere imza atması bizlere umut aşılamaktadır.

Devlet-yurttaş işbirliğinin başarılı sonuçları, gelecek kuşaklara daha güzel bir ülke bırakmak için harcadığımız çabaları artırmaktadır.

Dünyanın eşsiz coğrafyalarından birine sahip ülkemizin, doğal, tarihsel ve kültürel dokusunun korunması ve sonsuza kadar yaşatılması, ülkemize ve çocuklarımıza olduğu kadar, insanlığa karşı da en büyük sorumluluğumuzdur.

Kelkit Havzası'ndaki doğal ve kültürel mirasın korunmasına ve havza boyutunda kalkınma amaçlı bir güçbirliğini sağlamaya hizmet eden bu girişimin örnek olmasını diliyoruz.

Kamu, özel ve yerel kesimlerin birlikteliğinin güzel bir örneğini gördüğümüz bu girişimin başarılı olacağına, Kelkit Havzası'nın ve dolayısıyla yurdumuzun kalkınmasına katkıda bulunacağına inanıyorum.

Değerli Konuklar,

Dünyada yaşanan hızlı dönüşümler, sorunların çözümüne farklı yaklaşımlar getirmiştir.
Sivil girişimin güçlendiği, demokratik yöntemlerin, katılımcı yönetim anlayışının geliştiği günümüzde, dünyayı ve yaşadığımız yerleri daha yaşanabilir kılmak için tüm ülkeler ortak bir çaba içine girmişlerdir.

1992 yılında Rio'da geniş katılımla gerçekleştirilen Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma konferansı, çevre hareketleri yönünden insanlık için dönüm noktası olmuştur. Kalkınma ile çevre arasında denge kuran ‘sürdürülebilir gelişme’ kavramını yaşamımıza sokan Zirve, yerel yönetimler, sivil toplum örgütleri ve diğer ögelerin, tüm ülkeler tarafından dikkate alınmasını sağlamıştır.

Konferans'ta kabul edilen ve sürdürülebilir gelişme kavramının geniş katılımla yaşama geçirilmesine yönelik eylem planı niteliğindeki ‘Gündem 21’ belgesi, insanlığın temel gereksinimlerinin karşılanmasını, yaşam düzeyinin iyileştirilmesini, ekosistemlerin daha iyi korunmasını ve yönetilmesini amaçlamakta, küresel ortaklık kavramını öne çıkarmaktadır .

‘Gündem 21’ belgesinde kabul edilen ilkeler, sorunların çözümü konusunda toplumsal uzlaşmayı ve yurttaşların etkin katılımını öngörmektedir.
Bu ilkeler, 2002 Johannnesburg Zirvesi'nde yeniden vurgulanmıştır.
Bu gelişmelerle birlikte, geleneksel yönetim anlayışı yerini yönetişime, yani katılımcılığa ve ortaklıklara dayalı yeni bir yaklaşıma bırakmaya başlamıştır. Bu yaklaşım çerçevesinde, yerel yönetimler, sivil toplum örgütleri ve yurttaşlar, sorunların çözümü konusunda uluslararası kuruluşlarca da tanınan önemli ögeler olarak kabul edilmişlerdir.

Bu yeni yönetim sürecinde, tek yanlı, tepeden inmeci, köstekleyici politikalar yerine, yönlendirici, destekleyici, yapılabilir, denetime açık, halka dayalı, katılımı ön planda tutan bir ilişkiler sistemi geliştirilmektedir.

Yönetimin katılımcı, yenilikçi, yaratıcı, daha hızlı ve esnek bir yapıya kavuşturulması için, dünyada yaşanan yenilikleri izlemek, esnek ve katılımcı bu yapıyı yerleştirmek gerekir.

“Karar alma süreçlerinde, yönetim organlarıyla bireyler ve sivil toplum örgütleri arasında yatay ve demokratik örgütlenme...”

Katılımcı yönetim anlayışı, karar alma sürecinde yalnız yasal yetkililerin değil, bireylerin ve sivil girişimin söz sahibi olmasına olanak tanır. Karar alma süreçlerinde, yönetim organlarıyla bireyler ve sivil toplum örgütleri arasında yatay ve demokratik bir örgütlenme ilişkisi kurulmaktadır. Böylelikle eşit ortaklıklara açık, demokratik ve katılımcı bir yönetim anlayışı güç kazanarak sorunların çözümü konusunda çok geniş bir kesimi harekete geçirmektedir.

Sivil girişim güçleri, yalnız ülke ölçeğinde değil, uluslararası alanda da büyük önem ve etkinlik kazanmakta, uluslararası kuruluşlarca çözüm arayışlarına dahil edilmektedirler.

Yönetim, yönetilenlerin de karar alma süreçlerine etkin olarak katıldığı geniş bir yelpazeyi temsil etmektedir.

Katılımcı yönetim anlayışı, alınan kararların kolayca uygulanmasını ve en etkin biçimde sonuca ulaşılmasını sağlamaktadır.

“İnsan, doğa, tarih ve kültürle vardır...”

Demokratikleşme sürecinin hız kazanması, kentsel hakların gelişmesi, tarihsel kültürel ve doğal mirasın korunması konusunda etkin yaklaşımlar getirmiştir.
İnsan, doğa, tarih ve kültürle vardır. Yaşadığı bölgeden, tarihinden ve kültüründen soyutlanamaz.

Kendi kültürüne, tarihsel değerlerine, ülkesine, kentine, köyüne, doğal kaynaklarına sahip çıkan, farklı kültürlerin düşünce ve eserlerine saygı duyan birey ve kuruluşlar, demokrasinin korunması ve geliştirilmesinin de en önemli güvencesidir.

Yurttaşların, kent politikalarına katılmaları, temsili demokrasinin sınırlı özgürlüklerinden, doğrudan demokrasinin katılımcı yapısına geçiş için bir süreç başlatacaktır.

Bireyleri karar alma süreçlerinin dışında tutan yaklaşımlar, toplumun sorunların çözümündeki etkin gücünü engelleyerek, halkın yalnızca şikayet eden durumuna gelmesine neden olur. Bu, demokrasiyle bağdaşmayacak ve yaşama şansı bulamayacak ilkel bir yöntemdir.

Çoğulcu ve katılımcı demokrasi ilkelerini yaşama geçiren toplumlar sorunların çözümü konusunda etkin yaklaşımlar üretmektedir. Kelkit Platformu'nu bu yönüyle de önemsiyor, katılımcı yönetim anlayışı ve çağdaş yönetim ilkeleriyle başarılı olacağına inanıyorum.

Değerli Konuklar,

Yerel yönetimlerimiz arasında geliştirilen işbirliği ve dayanışma, zengin tarihsel ve kültürel birikimi olan kentlerin, kimliklerini yansıtan bu öz değerlerini koruması ve ortak kültür mirasımızın paylaşılmasına olumlu katkılarda bulunmaktadır.
Yerel yönetimlerimizin dayanışmasıyla başlatılan birçok girişimin başarılı sonuçlarını görmekteyiz. Bu dayanışma, sorunların çözümüne olduğu kadar demokratikleşme sürecine de olumlu katkıda bulunmaktadır.
Yerel yönetimler dayanışmasıyla başlatılan, sivil toplum örgütlerinin ve eğitim kurumlarımızın katkıda bulunduğu bu tür girişimlerin, yerelden evrensele doğru açılımının, tüm insanlığı sağlıklı bir bileşime yönlendireceğini düşünüyorum.
Yerel yönetimlerimizin birbirleriyle ve sivil toplum kuruluşlarıyla eşgüdümlü yürüttüğü çalışmalar Ulusal sorunların çözülmesi konusunda merkezi yönetimin yükünü de hafifletmektedir.

Değerli Konuklar,

Erzincan, Giresun, Gümüşhane, Sivas ,Tokat Valiliklerimiz, bu illere bağlı 14 ilçe ile bunlara bağlı belediyeler, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi, Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi ve ÇEKÜL Vakfı'nın katkılarıyla oluşturulan Kelkit Platformu'nun toplumun her kesiminden katılımcıları da içine alarak geniş bir bakış açısı yakalaması, demokrasinin çok seslilik ve katılımcılık anlayışının da güzel bir göstergesidir.

Sorunun doğrudan yaşayanlarca, yetkili kuruluşlarca ve uzmanlarca ele alınması, çözüm sürecini hızlandıracak, başarı şansını artıracaktır.
Binlerce yıllık tarihsel birikimi, kültürel zenginliği, dayanışma ve hoşgörü içinde yaşayan sevgi dolu insanları, ağaçları, toprakları, yeşili ve bereketi ile Kelkit Havzası eşsiz bir mirasın varlığını günümüze ulaştırmaktadır.

Birçok uygarlığın izlerini taşıyan Kelkit Havzası'nın korunması, geliştirilmesi, hepimize tarihsel sorumluluk yüklemektedir.

Kelkit Çayı'nın tarihsel yolculuğunun tanığı, yaşayan kültürünün önemli parçası olan bölge insanı için bu dokunun korunması ayrı bir önem taşımaktadır.

Havza'nın çok boyutlu sorunlarının çözümü geniş kapsamlı ulusal politikaların yanı sıra, yerel yönetimlerin biraraya gelmesini ve geleceğe de ışık tutan bölgesel politikaların üretilmesini, yurttaşların çözümün bir parçasını oluşturmasını gerekli kılmaktadır.

Neleri nasıl kaybettiğini, düşüncesizce tüketilen değerlerin dönüşü olmadığını gören ve bu olumsuzlukların yaşanmaması için biraraya gelen Kelkit Platformu'nun, bölgenin doğru sonuçlara ulaşması için ortaya koyduğu çözüm önerileri sevindiricidir.
Gümüşhane'nin Çimen dağlarından doğan ve Tokat'ta Yeşilırmak'la buluşana kadar Giresun, Erzincan, Sivas topraklarında dolaşan ve binlerce insana yaşam veren

Kelkit Çayı: bereketin diğer adı!...

Kelkit Çayı, bölge insanı için bereketin diğer adıdır.

Kelkit Havzası'nın korunması, kültürümüzün, kimliğimizin, varoluşumuzun ve geleceğimizin korunmasıyla eş anlamlıdır. Kamu, yerel ve özel kesim birlikteliğinde eşit paylaşımla ortaya konulacak çabalar bölgenin korunması ve kalkınması konusunda etkili güç olacaktır.
Havza'da bulunan doğal kaynakların akılcı yaklaşımlarla kullanılabilmelerini ve yaşamın sürdürülebilirliğini sağlamak zorundayız.

Geniş katılımla oluşturulan Kelkit Platformu ve başlattığı çalışmalar gelecekle ilgili umutlarımızı artırmaktadır. Bu tür çalışmaların yurdumuzun her köşesinde başlatılmasını ve başarıya ulaştırılmasını diliyorum.

Yurttaşlarımızı yaşadıkları yerlere sahip çıkmaya çağırıyor, Kelkit Platformu'nun tüm üyelerini kutluyor, çalışmalarında başarılar diliyorum.
Daha güzel, daha yeşil, bir coğrafyada, kimlikli kentlerde yaşamak dileğiyle, hepinize saygılar sunuyorum.

(Tam metin: http://www.cankaya.gov.tr/KONUSMALAR/14.05.2003-313.html )


Öğleden Sonra Oturumu-


Mithat Kırayoğlu
ÇEKÜL Vakfı Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı

“Yetki kullanmak yerine sorumluluktan kurtulma”

“Esas olarak kültürün oluştuğu dokuların korunması boyutuna ulaştıktan sonra ‘havza boyutunda korumada platform oluşturma düşüncesine geldik. 27 ildeki deneyimimiz ‘havza’ boyutuna gelişti. Türkiye’de tepeden aşağı dikey örgütlenme alışkanlığı var. Oysa günümüzde yatay ilişkiler gelişmeye başladı. Havza modeli bunun güzel bir örneği. ÇEKÜL’ün havza politikası nedir? Kamu, yerel, sivil, özel işbirliğidir. Bu bir sorumluluk meselesidir. Günümüzde yetki kullanmak yerine sorumluluktan kurtulma alışkanlığı var. Havza boyutunda korumada iş bölümü ve sorumluluk kullanma var. Sayısal büyüklüklerin optimizasyonunu havza boyutunda aramak... Kentler geleceklerini planlarken, sayısal büyüklükleri göz önüne alıyorlar, niteliksel büyüklükleri göz ardı ediyorlar. Aslında 27 ildeki çalışmalarda da havza boyutu öngörüldü. Ancak Kelkit Platformu bunların hepsini aşan bir yaklaşım. Burada tarım, su, çevre ve kültür bir arada değerlendirilmekte. ÇEKÜL Vakfı’nın bilgi birikimi bu projenin hizmetindedir. Bu proje aynı zamanda dünya ölçeğine yayılabilecek bir projedir ve AB’ninkilerde olduğu gibi dışarıdaki fonlar karşılarında sivil toplum kuruluşları görmnek istediklerinden o fonlardan da yararlanabilecek bir projedir.”


Prof. Dr. Uçkun Geray
Orman Fakültesi, Orman Ekonomisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi

“Stratejik, taktik, operasyonel planlanlamayı aynı anda görüşmenin yanlışlığı...”

“Havza kavramı ve havza boyutunda üretimin tanımı açısından bakarsak, iktisadi, sosyal, siyasi  tanımı açısından Kelkit isabetli bir seçimdir. Havza akarı-bakarı olan, yani su ilintili bir kavram. Ama hinterlandı olan, kendi içinde özellikleri olup, diğer havzalarla ayrımı olan, homojen bir kitle de tanımda sözkonusudur.  Ekonomik, sosyal boyutu da olan bir kavram. Ekolojik, ekonomik ve sosyo-kültürel anlamda kalkınma üç çeşittir. Bu bağlamda havza yönetimi gündeme gelir. Yönetimden sözedince, insanı da yönetiyorsunuz demektir.

Burada nüfus baskısı, sömürüye yönelik bir baskı yoktur. Sürdürülebilir kalkınma amaçlanmalıdır. Bu aynı zamanda stratejik bir plandır ve bunun taktik anlamda sektörlere bölünmesi gerekir. Ancak, stratejik, taktik, operasyonel bağlamdaki planlanlamayı aynı anda görüşmek yanlıştır.

Havza yönetiminde sektörlere tahsis problemini adil çözmek gerekir. Doğal kaynakların geri kazanımında olduğu gibi... Fırsatlar adil olarak paylaşılmalıdır. Bakanlıklarının her bölümünden elemanların projelerden haberi olmalıdır. Önemli olan koordinasyon ile çıkar çelişkilerine getirilen çözüm önerileridir. Çatışma yönetimi, çelişki yönetimi demektir. Uyuşulan noktalarda biraradalık önemlidir.  Ortak olma ve destekleme iradesi bütün kademelerde olmalıdır.

“Hegemonya eğilimde olanların olayda yer almaması gerekir.”

Aslında bu noktada değer yargıları önemlidir.

Nasıl bir platform?: Katılım, ortak özveri, destek arama iradesi. Yeteri kadar ayrıntıya girmeli. Uzmanların yansız, özverili olması gerekir. Hegemonya eğilimde olanların olayda yer almaması gerekir. Aynı zamanda araştırma yolunun açık tutulması gerekmektedir. Bunun için bir ‘Kelkit bilgi deposu’, ‘arşivi’ gereklidir ve bu bilgilerin hızlı akışı, saydam olması gereklidir. Yeterli plan, uygulamada tutarlılık, yani 5 yıllık plana uyum ve karşılıklı güven ortamı olmalıdır. Tarafların ilgi gruplarını belirlemesi lazım gelmektedir.

Koordinasyon için üç yol vardır; 1- Protokol yapılabilir, 2- Proje bazında yürütülebilir 3- Havza Yönetim Kurulları oluşturulabilir.  Sonuncusu benim de desteklediğim bir yöntemdir. Ancak yönetim kurulunun kurulabilmesi için yani onun ‘kamu hukuku tüzel kişisi’ olabilmesi için Anayasa değişikliği gerekmektedir. Kelkit Platformu bunun için Ankara’ya baskı yapmalıdır. Yuvarlak masalarda eşitlikçilik konusuna son ana kadar dikkatle sahip çıkılmalıdır.”

Not: Prof. Dr. Uçkun Geray’ın konuşmasının tam metni için http://www.cekulvakfi.org.tr/img/doc/havzayonetimmodeli.doc adresini tıklayınız.


Prof. Dr. Raci Bademli
ODTÜ Şehir Bölge Planlama Öğretim Üyesi

“5 – P”

“Sahip çıkılan şeyi çok iyi bilmeli ve buna göre hareket edilmelidir. Bir yaklaşım değişikliğinden sözediyoruz: Sahiplilik, kararlılık, hedeflilik... Bu bilinç mutlaka paylaşılarak büyütülmelidir. Ancak, bunu mahalle ya da belediye bazında paylaşmak o kadar işe yaramıyor, havza boyutunda ise işe yarıyor. Havza bazında, bütüncül yaklaşımın getirdiği güçten yararlanan çalışmalar yeterli olabiliyor. İşte o zaman bir sinerji yaratılıyor. Sektörler arasındaki sinerji çok önemli; Tarım, Sanayi, Kültür, Turizm hepsi beraber düşünülmeli. Bir çalışmaya başlarken ‘5-P’ kavramı  önemli yer tutar. Politika, Plan, Program, Proje ve Para. Biz geleceği isteriz. Bu bağlamda temel olan şey, adımları ortaklaşa atmaktır.”


Prof. Dr. Cevat Geray
SBF Öğretim Üyesi

“Köy muhtarları mutlaka devreye sokulmalıdır !

“Kelkit Platformu, ÇEKÜL’ün örgütü olmaktan çıkmış, yerelin katılımı öne çıkmış bir girişim. Çalışmada kamusal ve tüzel bir beraberlik kurulur mu? Bugünkü mülki kademelendirme anlayışının ötesinde bir çözüm oluyor bu. Havza kavramı iyi tayin edilmelidir. Aksi halde sınırlamalar vardır. Kelkit doğru, ama aynı şeyi Kızılırmak’a uygulamak mümkün değildir. Bu konuda optimizasyonun çok üstünde bir çizgi vardır. Mesela GAP, yasal olarak kurulmuş ama ma’alesef halka inememiş, halkın katılımı olmayan bir yönetim biçimidir. DOKAP da buna benzer. Bunlardan ders çıkarılmalıdır. Bu deneyimler, katılımsız, çağdaş planlama anlayışının olmadığı yönetim biçimleridir. Anayasa ile uyuşmayan çalışmalarda başarısızlık gösterme ihtimali de yüksektir.

Kelkit örneği kırsal alanda örgütlenmelerde, köy muhtarları mutlaka devreye sokulmalıdır. 1580 sayılı yasayla öngörülen yerel yönetim birlikleri gibi –yarı yasal- kamusal tüzel kişilikler söz konusu olabilir. Tarihi Kentler Birliği bir yasa çerçevesinde kuruldu. Bunun gibi Kelkit Havza Yönetim Birliği kurularak projeler yapılabilir. İnsanı kalkınmaya yatkın hale getirmelidir. Kamu, yerel, sivil birliktelik içinde planlama yapmak önemlidir. Cumhuriyet Üniversitesi Rektörü’nün belirttiği gibi, üniversitelerdeki araştırma projelerini bölgeye yöneltmek çok güzeldir. Toplumsal, ekonomik, kültürel yapıyı ortaya koymaları bakımından üniversitelerin bu platformda olması şanstır.”


Prof. Dr. Kenan Mortan
Ekonomist

“Sıfıra dönüşümlü ülkeler...”

“Prof.Dr.Gülten Kazgan, bir söyleşide şunu dile getirmiştir: Türkiye, Rusya ve İran gibi ülkeler, büyük reformlar yapar ama bu reformları ‘sıfıra indirme’ bahtsızlığını yaşarlar. Bununla bu ülkelerin hukuk sistemlerinin yetersizliğini kasdetmektedir.  Yönetilebilirlik anlamında sarf edilen parıltılı sözler, sorumluluk anlamında da uyumlu olmadı mı, sahipsiz demektir. STK’ların görev ve sorumluluklarının, yetkilerle birlikte tanımlanmaması risklidir. Bunların net tanımlanması, Atina Olimpiyatları gibi, özel yasal bir düzenleme olabileceği gibi ‘Ad hoc’ düzenleme ile de olabilir. Sonuncusu, sistemin ana düzenlemesinde belli süreler içinde öneriler getirir.  Amaç ve aracı mümkün kılar. Bu tip düzenlemeler, bazı ülke yapılarına çok elverişli olmamaktadır. GAP buna bir örnektir. Belli bir süre için tanımlanmış yönetim biçimi, şu anda süresi bitmiş olmasına rağmen devam etmektedir. Tanımlı bir yasa altında çalışmamaktadır. Ülkemizde, STK’ları iksir gibi gören bir yönetim anlayışı vardır. Birbirlerine benzerlik gösterdikleri için, Yeşilırmak ve Kelkit platformlarını birleştirilmesi gerekmektedir.”


Faruk Göksu
Şehir Plancısı, Mimar Sinan Üniversitesi Öğretim Görevlisi

1. Artık klasik imar  planından kurtulup, yerel halkın katılımı ile planlama yapılmalıdır.
2. Yerel bazlı örgütlenme biçimleri önemlidir.
3. Yerel bazlı ekonomiyi canlandırılması gereklidir.
4. Yerel bazlı proje geliştirme. Proje senaryosunu, projeden etkilenen gruplarla birlikte yapmak lazım.
5. Uzlaşma önemlidir.  Değer paylaşımı önemlidir. Bugüne kadar sadece imar hakları paylaşıldı. Asıl yaratılan proje değerleri paylaşılmalı.
6. Kamu, yerel, özel , sivil birlikteliği önemlidir.”


-Tartışma- Soru/Cevap- Katkı-

Mustafa Karatay
Giresun Valisi

“Görevini yetersiz yapanlar, başkasını eleştirmemeli. ‘Hukuk herkese eşit uygulansın, ama bana daha çok uygulansın’ zihniyeti hakim. Özeleştiri yapmasını bilmiyoruz. İçişleri Bakanlığı emir komuta zinciri içinde bir mülki hakimlik değildir, biz vatandaşın yanındayız. Her toplantıda ‘yeni kanun çıkarılsın’ denir. Kanunların mükemmelliğinden ziyade, uygulanabilir olması, daha da doğrusu uygulayıcılarının iyi olması önemlidir.”


Bekir Sobacı
RP Eski Milletvekili

“Eyalet sistemi getiriliyor korkusu olan bir ülkeyiz. Parayı nereden bulacağız. İnsanları bu havzada nasıl tutacağız.?”


Prof. Dr. Uçkun Geray 

“Ciddi ve fedakarca çalışıp doğruları Ankara’ya intikal edersek para bulunur. Havzada benzerliği olan işleri bir arada yapmak avantajlıdır. Havzada projelere birlikte girmek, tek tek girmekten daha etkilidir.”


Hasan Canpolat
Sivas Valisi

“Platform kamusal otorite şeklinde olmalıdır. Hangi tür ise, havzayı ilgilendiren projeler geliştirilecekse mutlaka bütçesi de olmalıdır. Kelkit Havzası Birliği bir çözümdür. Birliğe her köy, ilçey, belde dahil edilir.”


Prof. Dr. Cevat Geray

“Eyalet sistemine gidilmiyor. Yerel yönetimlerin güçlenmesi, eyalet sistemine dönüşüm değildir. Eyalet sistemi üniter devlet sisteminin dönüştürülmesi anlamına gelir, ‘yerel yönetim sistemi’ ise kendi sorunlarını çözmek için bir araya gelir. Demokrasinin gerektirdiği yurttaşı yetiştiremiyoruz. Eğitim yeterli değil. Yerel yönetimler demokrasinin beşiğidir. Fransa buna bir örnektir. Projelerin finansmanlarında, mütevazı işlerden başlayarak büyük işlere gidilebilir. Önce halkın temel gereksinimleri göz önünde tutulur.”


Hüseyin Özdilek
İşadamı

“Gerçek çözümler beklemekteyiz. İnsanların iş sahibi olmaları gerekiyor. Onları iş sahibi kılacak projeler geliştirilmeli. Bürokrasiyi artıracak şeyler değil.”


Mehmet Ata Tansuğ
Hukukçu- İşletmeci (Turizm)

“Eldeki kaynaklar doğru şekilde kullanılmalı. Bölgenin kalkınması için çözümlerden biri doğa turizmidir. Ancak altyapı olmadan yapılan projeler, bölgeye kontrolsuz insan hücumunu getirir. Projeler uzun soluklu olmalıdır.”


Osman Arolat
Gazeteci - Moderatör

“Havzanın, kültürel, coğrafi zenginliği mevcut. Mermer rezervi var. Bölgede genç nüfus var. Platformun daha iyi üreten, işbirliklerini geliştiren, insan malzemesini güçlendiren ve bu ortamı sürekli kılan türden olması lazım. Bu bağlamda sivil nitelikli bir bölgesel kalkınma ajansı da çözüm olabilir.”


Prof. Dr. Metin Sözen

Ülkem benim mülküm!

“Burada bir bütçe oluştu haberiniz yok. Her kesim bir araya geliyor. Bunu şirket, holding bütçesi olarak algılamayın. Halkımın çoğu düşünmeden, kendini tanımadan ölüp gidiyor.  Burada öğretecek adam yok. Öğrendiğini halkla birlikte paylaşacak, uygulayacak insan var. Ben maaşım kaç paradır bilmem, çünkü saymadım. Benim için paranın önemi yok, mülkün önemi yok bir tanesi hariç; Türkiye! Ülkem benim mülküm çünkü. Sonuçta burada çekilecek büyük resimde hiç kimse bir adım öne çıkmayacaktır, herkes ip gibi yanyana dizilecektir, çünkü herkesin başarısı eşit olacaktır!”